Basında BTP


Türklerin İslam’la şereflenmesi Ehl-i Beyt iledir

Prof Haydar Baş'ın Yeni Mesaj Gazetesi'ndeki köşe yazısı

Türklerin İslam’la şereflenmesi Ehl-i Beyt iledir

İslam’a büyük hizmetlerde bulunmuş ve Hz. Peygamberin (sav) övgüsüne mazhar olmuş Türkler, İslam’ı bizzat Ehl-i Beyt’in kaynaklarından öğrenmişlerdir.

Ehl-i Beyt’i sevmemiz hususunda Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur:

“Deki: Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiç bir ücret istemiyorum.” (Şura, 23)

Meveddet ayeti olarak bilinen bu ayete göre İmam Şafi, “Ehl-i Beyt’i sevmek farzdır” der.
Türklerin Ehl-i Beyt’i sevmesinin bir diğer nedeni de İslam’la şereflenmelerine vesile olmalarıdır.

Kerbela’da Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinden sonra, Hz. Peygamber’in (sav) torunları Türkistan’a göçtüler. Horasan ve Maveraünnehir’e yerleştiler.

İmam Hasan (as) ve İmam Hüseyin’in (as) soyu 8. yüzyılın başlarından itibaren İran, Horasan, Daylam, Tabaristan, Türkistan bölgesine yayılmışlardır.

Bundan sonra başlayan süreçte Ehl-i Beyt imamlarının Türkleri İslam’a daveti büyük bir muhabbetle gerçekleşmiştir.

İmam Musa Kazım (as) ve oğlu İmam Rıza (as ) Horasan bölgesinde yaşamış olup, kendileri ve çocukları yerli halkla evlenmişlerdir.

İmam Zeynelabidin (as) oğlu Zeyd soyu, İmam Cafer’in (as) oğlu İsmail ve onun oğlu Muhammed soylu imamların Türklerle yakın ilişkileri olmuştur.

Halife Memun’un, İmam Rız’ı (as) veliaht tayin etmesi ile Türkler Abbasi ordusunda ve yönetiminde önemli mevkilere getirilmişlerdir.

Abbasiler, İmam Naki’yi (as) Samarra’da yaşamaya mecbur ettiklerinde, İmam Naki (as) de bu bölgede Türklere İslam’ı tebliğ etmiştir.

Türklerin Kur’an’ın Türkçe anlamını öğrenmeleri, Hz. Peygamberin sünnetini, İslam’ın temel prensiplerini kavramaları hep Ehl-i Beyt imamları kanalı ile olmuştur.

Anadolu’nun İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde en önemli isim Ahmed Yesevi’dir. Belh, Buhara ve Horasan taraflarından gelen erenleri bu coğrafyalara yerleştirmiştir.

Ahmed Yesevi, Hacı Bektaşi Veli, Sarı Saltuk, Geyikli Baba, Abdal Musa ve Horozlu Dede gibi alperenleri Anadolu’ya göndermiştir.

Hacı Bektaşi Veli bu hareketin öncülerindendir. Soyu İmam Musa Kazım’a (as) uzanmaktadır.
Kendi himayesinde 36 bin kişinin olduğu yazmaktadır.

Hacı Bektaş’ın halifelerinden Karaca Ahmed Sultan İstanbul’da ve Akhisar’da; Akçakoca’da, Akyazı’da ; Barak Baba Bigadiç’de ; Hızır Samut Bozok’da Yozgat’ta; Sultan Şüca Eskişehir’de; Hacım Sultan Uşak’ta; Taptuk Emre Sakarya bölgesinde faaliyet göstermişlerdir.

Şeyh Abdal Murad Horasan erenlerindendir. Bursa’nın fethinde bulunmuştur.

Şeyh Abdal Musa Yesevi fakirlerindendir. Hacı Bektaş ile Anadolu’ya gelmişlerdir.
Emir Sultan Hüseyni soyundandır.

Şeyh Geyikli Baba da Yesevi fakirlerindendir. Bursa’dadır.

Burada Ahilik teşkilatından da bahsetmek gerekir. Ahi teşkilatını kuran kişi bir Ehl-i Beyt aşığı olan Hacı Bektaşi Veli’dir.

Anadolu, Ehl-i Beyt anlayışı ile önce İslamlaşmış ve sonra Türkleşmiştir.

Büyük Selçuklular, Anadolu Selçuklular dönemlerinde Yavuz Sultan Selim zamanına kadar geçen süreçte Ehl-i Beyt’in nefesi, himmeti bu coğrafyada idi.

Ancak bundan sonra Ehl-i Beyt’e sırtını dönen anlayış zaten Osmanlının da sonunu hazırlamıştır.
Türk İslam dünyasının geçmişte olduğu gibi yeniden gerçekleşecek hakimiyeti, bu Ehl-i Beyt, Türk İslam medeniyetinin tekrar inşası ile mümkündür.

Türk İslam medeniyetini Anadolu coğrafyasındaki insanlara yaşatarak birliği temin etmek, bozulmadan, dağılmadan, Müslüman Türk kimliği etrafında buluşmak lazımdır.
Bugün asıl olan ayrışım değildir.

Bu topraklarda yaşayan bütün etnik grupların Müslüman Türk kimliği ile var olması onların yücelmesine ve yükselmesine yegane sebeptir.

Biz bu yoldaki gayretimizi çalışmalarımız ile devreye koyduk.
Allah muvaffak eylesin.

http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12001084/turklerin-islam-la-sereflenmesi-ehl-i-beyt-iledir/prof-dr-haydar-bas


Eklenme tarihi: 03-04-2012