Haberler


Rusyanın duruşu

Rusyanın duruşu

Mimarı İsrail, taşeronu ABD olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) istikametinde Afganistan, Irak, Libya, Mısır, Tunus kan gölüne döndü. Şimdi aynı oyun Suriye'de sahneye konmaya çalışılıyor. ABD bölgede iç savaş, kaos ve karışıklık istiyor zira BOP'un işleyiş mekanizması ve gayesi bu… Ancak dünyanın iki süper gücünden biri olan Rusya, meydanı BOP'un aktörlerine bırakmayacağını gösterdi. Rusya bu coğrafyada kan dökülmesini değil, barış ve huzurun hâkim olmasını istiyor. Ve bu gaye istikametinde gayet istikrarlı ve kararlı bir politika uyguluyor. Rusya, geçen hafta Moskova'yı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Kerry'e Suriye konusunda ne kadar kararlı olduğunu gösterdi. Kendi görüşünü kabul ettirdi. Bu büyük devlet olmanın gereği ve ciddi bir diplomatik başarıdır. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, Suriye için düzenlenecek konferansın BM himayesinde yapılması ve Suriye'ye komşu olan bütün devletlerin konferansa katılması gerektiğini söyledi. Lavrov ayrıca daha önce görüşmeye çağrılmayan İran ve Suudi Arabistan'ın da konferansa çağrılmasının gerekliliğinin altını çizdi. Rusya uyguladığı istikrarlı siyaset ile Suriye'deki iç savaşı durdurma noktasında meseleyi uluslararası zemine taşımış, hukuki süreci başlatmış ve bu noktada ABD'ye kendi tezini kabul ettirmiştir. Bu noktadan sonra gerek Türkiye'nin, gerekse başka herhangi bir devletin konunun askeri müdahale ile halledilmesi konusundaki girişimleri uluslararası arenada sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Rusya Suriye'ye Yaknoth füzeleri sattığı konusundaki iddialar hakkında da gayet açık ve net bir tavır ortaya koymuştur. Lavrov, Rusya'nın Suriye'ye yasaklı teknoloji satmadığını ve önceki anlaşmalar çerçevesinde sattığı teknolojileri de gizlemediğini ifade etti. Lavrov ayrıca BM Genel Sekreteri Ban ki Mun ile yaptığı görüşmenin ardından verdiği demeçte uluslararası anlaşmalara sadık kalınarak gönderilen silahların savunma amaçlı olduğunu söyledi. Bu, aslında Suriye'ye bomba atan İsrail'e de bir cevap niteliğindedir. Yani Rusya bölgede “Ben varım” demek istiyor. Türkiye bütün bunlardan gereken dersi çıkarmalı ve tavrını ona göre belirlemelidir. Boş konuşma vakti geçmiştir. Bundan böyle bütün devletlerin Rusya'nın “vaziyet belirleyici ve hüküm koyucu” olduğunu görmesi ve ayağını denk alması lazımdır.

Prof. Dr. Haydar Baş


Eklenme tarihi: 20-05-2013