Haberler


Yeni demokrasi anlayışımız

Yeni demokrasi anlayışımız

Türkiye neredeyse bir aydır Gezi Parkı olaylarını konuşuyor.
“Cambaza bak” oyunu misali, bu hak arama ve kaos ortamından yararlananlar ise,  Güneydoğumuzda hayati konular hakkında kararlar alıyor, basın açıklamalarında bulunuyorlar.
Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı adı altında iki gün süren toplantıda, federasyondan, özerklikten hatta bağımsızlıktan bahsedildi. İmralı’dakilerin serbest kalması talep edildi.
Demokrasi uygulamaları konusunda enteresan bir ülke olduk. 
Bir yanda; kırk bin insanımızın canına mal olacak boyutta ciddi bir silahlı savunma gerçekleştirdiğimiz günleri unuttuk, silah sıktıklarımıza artık ‘aktivist’ diyoruz.
Onlarla anayasa yazım çalışmalarında bulunuyoruz.
Ülkemizi terörden temizlemek bahanesiyle, aktivistlerin silahları ile beraber sınırlarımızı geçmesine müsaade ediyoruz, kolluk kuvvetlerimiz onları görmemiş gibi yapıyorlar.
“Tek bir aktivistin burnu kanarsa hesabı sorulacak” tehdidini sineye çekiyoruz.
Diğer yanda bu ülkenin Başbakanı, vatandaşına hatta yaşı 20 - 25 olan gencine söz dinlemediği için biber gazı sıktırıyor. Bu noktada eleştirilen polisine sahip çıkarken de, “‘Biber gazı sıktı’ diyorlar. En doğal hakkı, sıkar. Laf dinlenmediği zaman polis bu yetkisini kullanır” diyebiliyor.  
Laf dinlemeyen Türk vatandaşları sadece sokakta eylem yapan gencimiz değil…
Türkiye Cumhuriyeti devletinin çifte demokrasi anlayışı, Gezi eylemleri boyunca eylemlere destek veren 50 avukatın Çağlayan Adliyesi’nde gözaltına alınışına izin verdi. Adaletin temsilcilerinden avukatların cübbeleri ile yerlerde sürüklendiğini seyrettik.
Eylemlerde yaralananlara yardım eden, ilk tedavilerini yapan ve Hipokrat yemini ettikleri için yapmak zorunda kalan doktorların kelepçelenmesine müsaade edildi.
Basın özgürlüğünün ayaklar altına alındığı Türkiye’de, Twitter hesabına yazdıkları yüzünden gözaltına alınanlara kimse ses çıkarmadı
Hatta Türkiye’deki ayrımcı demokrasi hareketi, Taksim Meydanı’nda duran vatandaşların bile sadece durdukları için gözaltına alınmalarına hükmetti.
Çifte standart demokrasisi, devlete başkaldırı olarak değerlendirdiği Gezi eylemlerinde plastik mermi attı, kimyasal silah hükmündeki “portakal gazı” kullandı. 
Anayasal hakkını kullanarak hükümete tepkinin dile getirilmesi devlete başkaldırı olarak değerlendiriliyor;
Bu ülkenin vatandaşı olan etnik grupların, Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bağımsız bir yapılanmadan bahsetmesi hatta bunu talep etmesi ise demokrasi oluyor.
Oturmak, ayakta durmak, iktidara karşı tavır ve suç kabul ediliyor, bir bakan “Gezi Parkı’na çıkan herkese devlet terörist olarak bakacak” diyebiliyor; oysa silahlı aktivistlerin elini kolunu sallaya sallaya ülkede dolaşması, Taksim Meydanı’na girmesi demokrasi gereği hoş karşılanıyor.
İnsanına terörist muamelesi yapan; bölücüsüne ‘aktivist’ diyen ileri bir demokrasi anlayışımız var artık.   

Prof. Dr. Haydar Baş


Eklenme tarihi: 20-06-2013