Köşe Yazıları


İcmal Kampı’mız hayırlı olsun

Gelenekselleşen İcmal Kampı beklediğimizin de üzerinde bir ilgi ile gerçekleşti.
Laz'ın, Çerkez'in, Arap'ın tek yürek tek bilek olduğu görüntüler bizlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü hatırlattı.
Yapılan üç oturumda konuşmacılar özellikle Mustafa Kemal merkezli konulara temas ettiler. Milli Ekonomi Modeli'nin uluslararası uygulanma örneklerini anlattılar. Ehl-i Beyt'e değindiler.
Benim ve kadromun farkı da burada ortaya çıkıyor.
Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyaset anlayışı; ötekileştirmeden 'bir yapmak', kavgadan uzak bir anlayışla yanlışları ikaz etmek, hiçbir siyaside görmediğimiz şekilde çözümü ortaya koymak ve dış mihrakların hesapları uğruna halka empoze ettikleri yanlışları düzeltmek üzerine bina edildi.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Atatürk'ün Ehl-i Beyt soyundan olduğunu anlatmamız belki de bunların en önemlisi.
Zira Sabiha Gökçen Hanım'ın anılarından anladığımız kadarıyla Atatürk hakkında halka söylenen 'dinsizdir' yalanı, daha Ata henüz hayatta iken başlamış.
Küçük Sabiha, "Benim yanımda öyle bir Allah derdi ki, kimse onun gibi diyemez... Ben o zaman anladım ki, onun hakkında denilenlerin aslı yoktur” şeklinde ifade ediyor
anılarında.
Atatürk, ana ve baba tarafından Ehl-i Beyt soyundan... Hafız ve İslam dini konusunda son derece bilgili bir insan.
"Ben cihad Müslümanıyım" diyen Mustafa Kemal için şuna inanıyoruz ki,  büyük Kurtuluş Savaşı'nı, üzerindeki İmam Ali'nin eli ile kazanmıştır. 
Mustafa Kemal, 18 Mayıs 1911'de Abdülkerim Paşa'ya Gelibolu'dan gönderdiği mektupta, "Seni gören, seni seven, senin mucizat-ı meveddetini müşahede eden… Selanik Meydan Dedesi bu fakir Kemal…” diyerek, kendisini Selanik Meydan Dedesi olarak tanıtmıştır.
Atatürk kendi için "kutbu’l-aktab" derdi. Yani tasavvuftaki en büyük irşad makamındaydı.
Araştırmalarımızın sonunda, Cumhuriyet döneminden itibaren, Ehl-i Beyt soyundan büyük bir zat olan Atatürk ile dindar millet arasını açmak için büyük oyunlar oynandığını, İngiliz ve Yunan ajanlarının halkın arasında dinsiz bir Atatürk anlattıklarını gördük.
Bu oyun bizim sayemizde bozulmuş, soyu İmam Ali'ye dayanan Atatürk gerçek değerini bulmuştur.
Dindar Atatürk, devlet millet kaynaşmasının hatta asker ve sivil birliğinin harcıdır.
Gayretlerimiz düşündüğümüzden de fazla yankı bularak, hiç ummadığımız çevrelerden takdir ve teşekkür alan dönüşlerle karşılaştık.
Ama aynı zamanda fincancı katırlarını da korkuttuk, Atatürk'ün soyu hakkında gerçeği yansıtmayan müsveddeler kaleme almaya başladılar.
Mustafa Kemal'in manevi şahsını inciten bu müsveddelerin bizim ifade ettiğimiz gerçekler karşısında bir etkisi bu saatten sonra olamaz.
Milletimizin ihtiyacı olan ikinci hakikat; ekonomik yönden rahatlamasıdır. Bunu yapabilecek ikinci bir kişi yoktur.
Böyle derken hamaset yapmadan, Milli Ekonomi Modeli'nin dünyadaki uygulamalarına bakarak Rusya, Brezilya, Çin, Hindistan, Güney Afrika'daki işleyişi ile
değerlendiriyorum.
Türkiye'deki ve hatta dünyadaki kapitalist sistemin iflası karşısında sığınılan liman olmuştur modelimiz… Bugün 120'yi aşkın ülkede kuralları 'aşın ve işin' formülüdür.
Türk milletinin tek çaresi de bu fakirin modelidir.
Şii-Sünni ve Alevi-Bektaşi-Caferi kardeşliği elhamdülillah sayemizde temin edilmiştir.
Yıllardır Alevi ve Sünni dünyanın kardeşliğinden bahsediyoruz; iman ve İslam esaslarında bir olduğunu
anlatıyoruz.
Kısaca Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyaset anlayışı, koltuk kavgasının, iktidar hevesinin ötesinde Türk milletinin birliğidir, beraberliğidir, ekonomik refahıdır.
İcmal Gençlik Kampı'nda yetişen kadro da bunu ortaya koymuştur.


Eklenme tarihi: 09-08-2017


Prof. Dr. Haydar BAŞ

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı