Köşe Yazıları


İmam Ali

Hz. Peygamber (s.a.v.) İslam'ın canlı halidir. Kur'an ayetleri O'nun şahsında müşahhas hale gelirler. O'nun sünneti yaşayan Kur'an'dır. Bu manada O'nun Ehl-i Beyt'i ve onların soyundan gelen İmamlar da İslam'ın savunucusu ve sünneti ihya eden örneklerdir.

Ehl-i Beyt; ayetle ve hadislerle sabittir ki, Hz. Peygamber (s.a.v.), İmam Ali (a.s.), Hz. Fâtıma (a.s.), İmam Hasan (a.s.), İmam Hüseyin'dir (a.s.).

Ahmed b. Hanbel kendi Müsned'inde (6. cüz, s. 323) Ümmü Seleme'den nakleder:

“Peygamber, Fâtıma'ya (a.s.) 'Eşin Ali ve çocukların Hasan ve Hüseyin'i yanıma getir' diye buyurdu. Fâtıma da onları alıp Peygamber'in huzuruna getirdi. Sonra da hepsinin üzerine Fedek cübbesini örttü. Daha sonra Peygamber mübarek ellerini onların üzerine koyarak şöyle buyurdu: Allah'ım! Bunlar Muhammed'in Ehl-i Beyt'idir. Rahmet ve bereketin Muhammed'e ve Ehl-i Beyt'ine olsun. Şüphesiz ki Sen Hamid ve Mecid'sin.”

Ümmü Seleme diyor ki: “Ben cübbeyi elimle kenara iterek altına girmek istedim. Ama Peygamber elimi iterek 'Sen hayır üzeresin' buyurdu."

İmam Hüseyin'in (a.s.) sulbünden gelen masum İmamlar da Ehl-i Beyt yolunun kıyamete kadar devam edecek örnekleridir.

Ehl-i Beyt; edeptir, hayâdır, tevazudur. Düşene el tutmaktır. Alan el değil, veren el olmaktır, sabırdır, şükürdür, tevekküldür, kanaattir…

Bunun örneği Rahmeten-li'l-Âlemin olan Peygamber'dir (s.a.v.), sonra Hz. Ali'dir, Hz. Fâtıma'dır, Hz. Hasan'dır, Hz. Hüseyin'dir. İmam Zeynelâbidin'dir, Muhammed Bâkır'dır, Ca'fer es-Sâdık'tır, İmam Musa Kâzım'dır, İmam Ali er-Rıza'dır, İmam Taki'dir, İmam Naki'dir, İmam Hasan el-Askerî'dir, İmam Muhammed Mehdi (a.s.). Sonra bu sulbden, bu temiz yoldan gelen zevattır.

Allah Resûlü, "Çocuklarınızı üç şey üzere yetiştiriniz: Benim ve Ehl-i Beyt'imin sevgisi ve Kur'an-ı Kerim'i okumaları üzerine yetiştiriniz" (Suyuti, Camiu's-Sağir, s.14) buyuruyor.

Ehl-i Beyt sevgisi için Ehl-i Beyt'i tanımamız gerekiyor.

Hz. Ali Efendimizin hayatına bir bakalım. 

"Hz. Muhammed (s.a.v.) Pazartesi günü peygamberliğe seçildi. Hz. Ali (a.s.) ertesi gün (Salı) Peygamber'le beraber namaz kıldı." (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali, s.257). Yani Hz. Ali (a.s.) ilk Müslüman olan erkektir.

İmam Ali (a.s.), Hz. Peygamber'e vahiy geldiği anları hissederdi.

İmam Ali (a.s.), Hz. Peygamber (s.a.v.) ile risaletten önce de sık sık Hira'ya gitmekte idi.

İmam Ali (a.s.) bu hali şöyle anlatmaktadır: "Ben çocukluk çağlarında Hira Dağı'nda Hz. Peygamber'in yanında iken O'ndan dökülen vahiy ve risalet nurunu görüyor, O'nun nübüvvet kokusunu duyuyordum." (Şerh-i Nehc'ül-Belağa, İbn-i Ebi'l-Hadid, c.13, s.197). 

İmam Ca'fer es-Sâdık (a.s.) buyuruyor ki: "Emirü'l-Mü'minîn, İslam Peygamberi'nin bi'setinden önce risalet nurunu görüyor ve vahiy meleğinin sesini duyuyordu."

Hz. Peygamber (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurdu: "Eğer Ben son peygamber olmasaydım, sen Ben'den sonra nübüvvet makamına en layık kişi olurdun ama sen Benim dost ve vârisimsin. Sen muttakilerin önderi ve rehberisin." (Şerh-i Nehc'ül-Belağa, İbn-i Ebi'l-Hadid, c.13, s.310).

Hz. Peygamber'in (a.s.) Mekke'yi terkinden sonra Hz. Ali (a.s.) kendisinden üç gün sonra Hz. Fâtıma ve diğer kadınlarla beraber yola çıkmıştı. Kendisini yolundan döndürmek isteyenlere karşı verdiği mücadeleden bir sahne şöyledir:

"Sonra kendisi yaya olduğu halde, atlılara doğru saldırdı. Atlılar korkuyla O'nun önünden kaçıştılar. 'Ey Ebu Tâlib'in oğlu! Bize saldırmaktan vazgeç' dediler.

Hz. Ali (a.s.) bunun üzerine, 'Ben kardeşim ve amcamın oğlu Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına gidiyorum. Kim etini doğramamı ve kanını dökmemi istiyorsa bana yaklaşsın' dedi.

Atlılar elleri boş geri dönerken, Hz. Ali (a.s.) ve yanındakiler tekrar yola koyuldular. Nihayet Dacnan Köyü'ne vardılar. Orada kendilerine zayıf Müslümanlardan oluşan bir grup katıldı. Geceyi orada geçirdiler. Gece boyunca kendisi ve Haşimoğulları’nın kadınları ayakta, oturarak ve yanları üzere yatarak namaz ve Allah'ı zikirle meşgul oldular.

Onlar daha Medine'ye varmadan haklarında, 'Onlar ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı zikrederler, göklerin yerin yaradılışı hakkında derin düşünürler. Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabul etti. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, Benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar. Onları cennete koyacağım. Allah ki, karşılığın güzeli O'nun katındadır' (Âl-i İmran, 191-195) ayetleri nâzil oldu." (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali, s.277-278).  

İmam Ali (a.s.) Hz. Peygamber (s.a.v.) ile katıldığı tüm savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiş, İslam Peygamberi'ni canı ile muhafaza etmiştir.

Bedir Savaşı'nda müşriklerden 72 kişi öldürüldü. İmam Ali, 24 kişiyi öldürdü, 18 kişinin de öldürülmesine yardım etti.    

Uhud Savaşı'nda Hz. Peygamber'i korumada gösterdiği kahramanlıklar ile ilgili olarak Cebrail gelerek Resûlullah'a şöyle buyurmuştur: "Bu, Ali'nin gösterdiği fedakârlıkların en üstünüdür."

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.), "O Ben'dendir, Ben de ondanım" buyurdu.

O anda gökten, "Ali gibi kahraman, Zülfikar gibi kılıç yoktur" nidası yükselmiştir. (İbn-i Esir, el-Kamil fi't-Tarih, c.2, s.154).

Hz. Ali, Hz. Peygamber, "Hendek Savaşı'nda müşriklerin adamı Amir'in karşısına kim çıkacak?" diye buyurduklarında üç sefer de Hz. Ali, "Ben çıkarım ya Resûlallah" diyen kahramandır.

Resûlullah, Hz. Ali'nin başına kendi sarığını sardı. Kendi kılıcını kuşandırdı ve kendi zırhını giydirdi.

Hz. Ali, savaş meydanına çıktığında Resûlullah, “İmanın tamamı, küfrün tamamının karşısına çıktı” buyurmuştur.

İbn Abbas'ın rivayetine göre, Hz. Ali hakkında tam 300 ayet nazil olmuştur. İmam Ali, yüzlerce hadis ile de övülmektedir. 

Hz. Peygamber'in bir hadisi ile bitirelim: “Eğer yer ve gökler bir kefeye, Ali'nin imanı da başka bir kefeye konulsa; hiç şüphesiz Ali'nin imanı ağır basar.” (Bihar'ül-Envar, c.104, s.3; Menakıb-u Ali bin Tâlib, s.289).    

Allah şefaatlerinden ayırmasın.


Eklenme tarihi: 05-04-2018


Prof. Dr. Haydar BAŞ

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı