Köşe Yazıları


Milli Ekonomi Modeli adıma tescillenmiş bir markadır

Milli Ekonomi Modeli adıma tescillenmiş bir markadır

10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Bursa’da gerçekleştirildi. Kapanış oturumuna katıldığım kongreyi TV ekranlarından başından sonuna kadar takip etme imkânım oldu.

İnanınız yetişen kadromdan ve yurt dışından teşrif eden konuk tebliğcilerin tezim hakkında söylediklerinden gurur duydum.

2005 senesinde dünya iktisat literatürüne sunduğum Milli Ekonomi Modeli, adında geçen ‘milli’ ifadesine rağmen esasen kapitalizmin sömürü zihniyeti altında ezilen dünya insanlığının tek kurtuluşudur.

Hz. Peygamber’in ve Hz. Ali Efendimizin dönemlerinde uyguladığı adil gelir dağılımını sağlar.

Tevhidin bir meyvesidir ancak bugün İslam dünyası ile her konuda savaş halinde olan Hıristiyan Batı’nın da kurtuluş olarak sığındığı liman olmuştur.

Düşünebiliyor musunuz, Papaz Malthus’un 'bundan daha iyisi olamaz' denilerek savunulan kapitalist düzeni, bugün bir Müslüman-Türk’ün sistemi ile yıkılıyor.

Müthiş bir olay…

Geride kalan 13 sene içinde tezin ülkeler bazında uygulamalarını gördük. 2013 senesinde Rusya Parlamentosu’nda gerçekleşen Milli Ekonomi Modeli sunumumdan sonra Rusya modeli meclisinde kanunlaştırarak uygulamaya başladı ve bugün ABD’nin tek kutuplu dünya düzenini benim modelim ile yok etti.

Çin, Rusya’dan da sağlam geliyor. Dünya liderliğine oynuyor. 2005 senesinden beri beni takip ediyor ve kısa sürede dünyanın yeni hâkim gücü olmaya aday.

Vatikan dahi ev kadınlarına maaş ve tüketimi destekleme yönünde kararlar alıyor.

BRICS topluluğu yani Brezilya, Hindistan, Çin, Rusya ve Güney Afrika’nın 4 milyar nüfusu, tezimde yer alan milli paralarla ticaret kuralını uyguluyor.

Milli Ekonomi Modeli, tüketime dayalı tek modeldir. Kapitalizm ve sosyalizm ile beraber bugün iktisat literatürüne dünyanın üç büyük iktisat tezinden biri olarak ‘Haydarizm’ şeklinde girdi.

Ne hazin tecelli ki, dünyayı sarsan bu kurtuluş simidi, kapitalizmin esaretindeki Türkiye’de halen gizleniyor.

Biz modelimizi ilk defa ülkemizde, 2005 yılında İstanbul’da anlattık. Beklerdik ki, borç batağındaki ülkemiz yönetimi hemen bu modele sarılsın.

Ne mümkün. Öyle bir gizleme ile karşılaştık ki, Rusya Parlamentosu’nda beş saat süren ve tarihinde konuk olarak sadece Çin Devlet Başkanı’nı ağırlamış Duma’da, ülkesinde mecliste dahi yer bulamayan bendenizin ‘sessiz devrimi’ Türk kanallarında tek kare yer bulamadı.

Ben ve kadrom, modelin tek kurtuluş olduğunu, Türk ekonomisinin battığını, çıkışın bizde olduğunu 13 yıldır anlatıyoruz. Gezmediğimiz il kalmamıştır desek yanlış olmaz herhalde…

Siyasette olmamız hasebiyle seçim dönemlerinde de tezimizi anlattık.

Tezin ‘sosyal devlet’ projelerini halkımızla paylaştık.

Vatandaşlık maaşı vereceğiz, dedik mesela. Her vatandaşa sadece Türk vatandaşı olması sebebiyle her ay 1000 TL vatandaşlık maaşı vereceğiz. Asgari ücreti 5 bin TL yapacağız, dedik; ev kadınlarına her ay 1500 TL ev hanımı maaşı vereceğiz; doğum yapan kadınlara doğum maaşı, gençlere faizsiz krediler ile evlenme imkânı; emekliye, dula, yetime geçimini temin edeceği kadar kesintisiz para vereceğiz, dedik; öğrencilere karşılıksız burslar, hatta taksici kardeşlerimize taksilerini yenileme imkânı dahi sunduk.

Yani devletin ‘baba devlet’ olup vatandaşına sahip çıkmasını, ona para vermesini anlattık.

13 yıldır diyoruz ki, bu parayı devlet vermeye mecburdur.

Milli Ekonomi Modeli tüketimden yola çıkan bir modeldir ve tezin gereği devlet vatandaşın tüketim kabiliyetini arttırmak için para vermek zorundadır.

Yani devletin sosyal devlet olması, tezin uygulanması için gereklidir.

Bize bıyık altından gülen, nereden bulacak da verecek diyenlere de cevaplarımız hazırdı: "Senyorajın devreye konması ve emisyonun genişletilmesini sağlayacaktık.

Kemal Derviş döneminde bağımsız hale getirilen Merkez Bankamızı çalıştıracak, GSMH’nin karşılığında parayı basarak piyasanın ihtiyacını borç almadan temin edecektik. 3 katrilyon dolarlık maden rezervini devlet-millet ortaklığı ile işletecektik.

Ve yalnızca geliri belli miktarın üstündeki kesimden vergi alacaktık."

Kapitalizmde olmayan ilk iki kaynak, Milli Ekonomi Modeli’nin sosyal devlet projelerine yeter de artar bile.

Hep dile getiriyoruz, sadece Gümüşhane’deki altın rezervi bizi 400 sene bakar.

Ama gören göze, yapacak yüreğe…

Siz eğer koltuğa oturmak için soluğu önce okyanus ötesinde, Yahudi lobilerinde, İngiltere’de Kraliyet Sarayı’nda alıyorsanız, millete bir şey koklatmamak için sözü baştan verdiniz demektir.

Atatürk mirası parlamenter rejimin devamı ile tek adam diktasının oylandığı 2018 seçimlerinde halkın kandırıldığına emin olduğum ve aslında tek kutba, tek adama hizmet edildiğini gördüğüm için seçimleri boykot kararı aldım.

Girme yeterliliğimiz olduğu halde hakkımızdan feragat ediyoruz.

Ama milleti hakikatlerle buluşturmak adına giriştiğimiz bu hamlenin, hakkımızın yeneceği bir ortama dönüşmesine de imkân veremeyiz.

Zira Türk Patent Enstitüsü’nün vermiş olduğu marka tescil belgesi ile onaylıdır ki;

MİLLİ EKONOMİ MODELİ, 26/6/2013 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile benim adıma tescillenmiş bir markadır.

Bu sebeple Sayın Erdoğan da dahil kimse “Milli Ekonomi Modeli, milli para” tabirlerini kullanamaz.

2005’ten beri deklare ettiğimiz sosyal devlet projelerimiz de tezin içinde yer alan tüketimi desteklemenin yoludur. Yani hiçbir sosyal devlet projesi seçim vaadi olmayıp, tezin uygulanma yoludur.

Milli Ekonomi Modeli içinde yer alan sosyal devlet projelerini de kullanamaz.

Bu sebeple, çiftçiye mazot vermekten bahsedenler, evi olmayanlara ev kredisi sunanlar, asgari ücreti şu kadar yapacağım diye meydanlardan bağıranlar, vatandaşlık maaşı vereceğim diyenler, sınavsız üniversite olacak diye atanlar, kadınlara maaş diye ortaya atılanlar hem beni, hem vatandaşı kandırmaya çalışmasınlar.

Birincisi, benim adıma tescilli bir marka olan Milli Ekonomi Modeli’ni ve içeriğini benden izinsiz kullanmak markalar kanununa göre hırsızlıktır.

Bu fikir hırsızlığı mübarek Ramazan ayına yakışmıyor.

İkincisi, bu vaatleri atanların kapitalist sistemden başka çözümü, vergiler ve zamlardan başka geliri olmadığı bir düzende vatandaşın cebine para koymalarına imkânları yoktur.

Yani milletin gözünün içine baka baka uyduruyorlar.

Türkiye batmıştır, batmıştır, batmıştır.

Dövizin, faizin yükselişine engel olunamamaktadır.

Borcu borçla kapatabilmek için ABD’nin kapıları kapadığı bir ortamda İngiltere’den borç dilenenler, lütfen artık gerçekleri görsün ve benim dünyayı kurtaran modelime yönelsinler.

Sosyal devlet projelerimi yani tezimi aşırmaya çalışanlar, kullandıkları projelerin bana ait olduğunu demeye mecburlar. Yoksa suç işlerler.

Daha da önemlisi, bunların verilmesi yalnızca benim modelimle olabilir.

Sosyal medyada ekonomi konusundaki tek adam olduğumu söyleyen vatandaşların dedikleri doğrudur. Derhal maliyenin bana teslim edilmesi batan geminin kurtulması için Türkiye’nin son şansıdır.


Eklenme tarihi: 31-05-2018


Prof. Dr. Haydar BAŞ

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı