Demeçler


BTP'den yalancılara, iftiracılara cevap

BTP'den yalancılara, iftiracılara cevap

Prof. Dr. Haydar Baş'ın Hakk'a vuslatının ardından bazı kesimler O'nu hedef alan, O'na iftiralar atan açıklamalar yapmaya başladı. Bu kesimlere Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Karakuş yapmış cevap verdi. 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Karakuş'un yapmış olduğu açıklama şöyle;

14 Nisan'da liderimiz, önderimiz Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız hakka yürüdü.
Bu sebeple tekrardan tüm Bağımsız Türkiye teşkilatlarına sabırlar diliyorum.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın rıhletinden sonra biz şunu çok net gördük: Sadece Türkiye değil, bütün dünya; batısından doğusuna her yerden gelen mesajlar, gerek bizim resmi parti sitemize gerek kuruluşlarımıza gelen taziye mesajları çok anlamlıydı. Prof. Dr. Haydar Baş Bey, öyle büyük bir şey başardı ki biz onun gidişinden sonra bazı şeyleri daha net anladık.
Yanmaz kefen satanlar, yanmaz terlik satanlar,  cennetten tapu dağıtanlar, Fethullah'ı rüyasında görenler, bunlar Prof. Dr. Haydar Baş hakkında bir şeyler geveleyebilir. Bunların bizim için hiçbir önemi yok. Bunlar kim ki? Fakat buradaki bizim meramımız bu insanları izleyen gerçekten habersiz, durumlardan anlamayan temiz Müslüman kardeşlerimiz, biz onlara sesleniyoruz. Bunları ciddiye bile almıyoruz. Sonra bunların iftiralarını değerlendirdiğimizde Prof. Dr. Haydar Baş'ın suçu ve onun kadrosunu suçu İmam Ali'yi savunmak ise tamam, Ehl-i Beyt'i savunmak ise tamam.  Biz bunlarla suçlanalım. Bunlar bizim için şereftir. Prof. Dr. Haydar Baş'tan bunu öğrendik.
Yezid'in yaptıkları, Muaviye'nin İmam Ali ile olan savaşı... Biz bunları anlatmak zorundayız. Biz tarafımızı belli etmek zorundayız. Biz Prof. Dr. Haydar Baş'ın öğrettiği gibi sonuna kadar Ehl-i Beyt'in haklarını savunacağız.
Sahabenin tanımını yapalım. Sahabe, peygamber efendimizi görenlere deniliyor. Ee, Ebu Cehil de gördü peygamberi. Uhud Savaşı'nda peygemberi terkeden 300 münafık da sahabeydi. Yani, biz onların karşısında Peygamberimizi ve Ehl-i Beyt'ini savunmayalım mı? Böyle bir şey olabilir mi?
Bu insanlar nerede rant var ise orada.
Mesela Atatürk konusu. Atatürk'e atmadıkları iftira kalmadı. Ama Prof. Dr. Haydar Baş'la halkımız öyle bilinçlendi ki bunlar da hemen Atatürkçü olmaya çalıştı. Biz bunları çok iyi görüyoruz, biliyoruz. İslam dünyasını, Müslüman dünyasını Şii-Sünni diye ayırmak için yüzyıllardır bir savaş var. Ne diyolardı Şiilere gidip Sünnileri, Sünnilere gidip Şiileri kötüledik. Şimdi bugün bu misyonu devam ettirmeye çalışıyorlar. Ve insanların da bunların sarığına, cüppesine, arapça konuşmasına, hadisler uydurmasına kanıyor. Bizim ne sakalla sorunumuz var, ne cüppeyle var.Kesinlikle ama sarığın ,cüppenin istismarıyla büyük bir sorunumuz var, buna izin vermiyeceğiz.
Yine biliyorsunuz Kasım Süleymani şehit oldu. Bosna'dan Filistin'e, Yemen'den Afganistan'a Emperyalizm'e göğüsünü siper eden bir isimdi. Ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın Kasım Süleymani ile ilgili söylediklerini biz çok iyi biliyoruz. Bu şehidin kalleşce öldürülmesine sevindiler ya, sevinç çığlıkları attılar. Ama milletimiz bunları görüyor, hayret ve dehşete düşüyor.
Ben son olarak şöyle bağlamak istiyorum, çokta vaktinizi almayalım işin teknik konusuna çok girmeye gerek yok ama ben bunları izleyen gerçekten masum insanlar için yine Ehl-i Sünnet alimlerinden Gazali'dir, İbn-i Kuteybe'dir. Ebu Hanife bile ne diyor İmam Cafer'İ tanımasaydım, çok şey kaybederdim. Bizim problemimiz şu bunlar haramı helal helali haram yapıyor, sakal kesmek haramdır diyor. Yani Kuran-ı Kerim de olmayan Allah'ın öyle bir ölçüsü olmayan bişeye haram demek, Atatürk'ün mücadelesi de aynısıydı. Şimdi ayrımcılık yani Şii Sünni'yi ayırmak, Alevi'yi ayırmak.
Ben çorumluyum, biliyorsunuz. Sivas-Maraş-Çorum olaylarını biliyoruz bu acı tabloları gördük. Prof. Dr. Haydar Baş bey bu birlik beraberlik için bu olaylar yaşanmasın diye ömrünü harcadı. Biz de bunun için harcayacağız. Biz ondan hukuk içerisinde kalmayı öğrendik ve her zaman hukuk içerisinde kalacağız.
Ben buradan bunun da sözünü veriyorum sosyal medyadan da milyonlara ulaşacağız.
Bizim mücadelemizi kimse bitiremez. Biz Prof. Dr. Haydar Baş'tan ne öğrendiysek onu yerine getireceğiz.
Son olarak şunu da ifade etmek istiyorum:
Kurtuluş Savaşı'na engel olmak isteyen İngiliz istihbaratının himayesine fetva dağıtanlarla bunların ne farkı var? Genel Başkanımız hep söylerdi. 'Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan'a korkuyor musun?' dediğinde, 'Biz korkuyu Kerbela'da bıraktık.' diyen Hüseyin... İşte bu iman, bu Ehl-i Beyt sevgisi. Bunu da anlattı, Prof. Dr. Haydar Baş. Ben 'güneş, balçıkla sıvanmaz' diyorum. 'Onlar istediği kadar zırvalasın' diyorum. Haydar Baş, Ehl-i Beyt çatısı altında herkesi bir yürek yaptı. Herkes aynı şeye inanıyor.
Biz dünyanın öbür ucundan batısından da bu mesajları aldık; yanı başımızdan İran'dan, Irak'dan da bu mesajları aldık. Onların, herkesin dediği şuydu: Milli Ekonomi Modeli'ni yazmak, insanlığı kurtaracak bu modeli yazmak ancak Haydar Baş'a nasip oldu. Biz onu tanıyoruz. Biz onu biliyoruz.
Ben şunu çok net söyleyeyim: Prof. Dr. Haydar Baş ile beraber yaptığımız sosyal medya yemekleri buna en büyük örnektir.
Şu anda, onun gidişinden sonra yüzbinlerce insan bize yazıyor. Onun fikirleri, onun mirası sahipsiz kalmayacak.
Biz mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Genel Başkanımız Hüseyin Baş'ı aynı Prof. Dr. Haydar Baş gibi bütün dünya tanıyacak. Kimin oğlu olduğunu, kimin izinden gittiğini herkes çok iyi bilecek.
Biz sonuna kadar hakkı savunmaya devam edeceğiz.


Eklenme tarihi: 14-05-2020