Basında BTP


Ortadoğu ülkelerine “milli lider” ve “milli proje” lazım

Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bulunan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde karışıklıklar tüm hızıyla devam ediyor.

Yalnız bu ülkelerdeki halk isyanlarını değerlendirirken tek bir bakış açısıyla yorumlamak doğru olmaz. Her bir ülkenin farklı bir yapısı var.

Tunus’ta başlayan ve Mısır’da devam eden halk isyanlarına baktığımızda onların ülkede yaşanan yoksulluk ve yolsuzluklar sebebiyle başladığını görürüz.

Bu halk isyanlarını ABD ve İsrail başlatmıştır diyemeyiz çünkü gerek Zeynelabidin bin Ali gerekse Hüsnü Mübarek ABD’nin bu ülkelerdeki en önemli adamlarıydı. ABD’nin ve Batılı ülkelerin üssü durumunda olan Bahreyn’deki isyanları da bu kapsamda değerlendirmekte fayda var.

Tunus’ta ve Mısır’da halk isyanları başlayınca ve sokaklara dökülen halk Batı yanlısı olan bütün liderlere tepki gösterince ABD ve İsrail ikilisi ister istemez tedirgin oldular ve durumun yatışmasını beklediler. Gelişen ve değişen şartları da göz önünde bulundurarak yeni stratejiler belirlemek zorunda kaldılar.

Özellikle Mısır’da, baktılar ki halk orduya ses çıkarmıyor, sadece Hüsnü Mübarek ve Ömer Süleyman gibi yandaşlara tepki gösteriyor, bir süre beklediler ve bir fırsatını bulup yine ABD yandaşı olan ordu yönetimini iktidar koltuğuna oturttular.

Halk, ordu kontrolü eline alınca meydanları boşalttı ve ABD yine menfaatleri doğrultusunda duruma el koymuş oldu.

Malum, Mısır Genelkurmay Başkanı Hüsnü Mübarek’in fino köpeği olarak adlandırılmış. Mısır’da bundan sonraki dönemde yönetim bir süre askerin kontrolünde olacak ve halk yeni bir Hüsnü Mübarek’e hatta daha da beterine hazır hale getirilecek.

Tunus’ta da durum farklı değil. Halk haklı olarak isyan etti, yeni bir lider arayışına girdi ama milli bir lider çıkaramadığından dolayı yine dönüp dolaşıp akrebin kıskacına girdi.
Gelelim İran ve Libya’daki olaylara…

Buradaki gösteriler Mısır ve Tunus’taki gibi değil…

İran ve Libya yönetimlerinin ABD, İsrail ve diğer Batılı ülkelere karşı duruşu belli…
ABD, Mısır ve Tunus’ta başlayan halk isyanlarını bahane ederek, hazır ortalık karışmışken, bu Batı karşıtı olan ülkeleri de aradan çıkartma derdine düştü. Bu ülkelerdeki yandaş muhalifleri devreye koyarak, halk isyanı kılıfıyla yönetimi ve rejimi değiştirme çabasına girdiler.

İran’da Ahmedinecat yönetimi devam ettiği müddetçe, Libya’da Kaddafi başta bulundukça İran’a ve Libya’ya müdahale edemeyeceklerini, bu ülkeleri parçalayamayacaklarını gördüler.

İran ve Libya’daki karışıklarda Batılı ülkelerin parmağı var. ABD ve İsrail bu ülkeleri parçalamak istiyor ve bunun için de kaos ve karmaşanın oluşmasını arzuluyor.

Bu yaşanan gelişmelerden İslam coğrafyası ders çıkarmalıdır. Yaşanan bu gelişmeler Batının oyuncağı olmanın ya da kendimizi geliştirememenin birer neticesidir.

İran ve Libya, kazandığını milletiyle paylaşan, kendi iç dinamiklerini güçlendiren ve daha fazla halkı kucaklayan projeleri hayata geçirmelidir.

Mısır ve Tunus halkının işi ise daha zordur. Onların Atatürk gibi milli liderlere ihtiyacı var. Lideri olmayan halk hareketleri bir sürü hareketinden farklı değildir. Yani İslam ülkelerinin tıkandığı iki noktayı “milli lider” ve “milli proje” olarak özetleyebiliriz.
Türkiye bu noktada şanslı çünkü Prof. Dr. Haydar Baş gibi milletini düşünen bir lideri ve Milli Ekonomi Modeli gibi bir projesi var. Olmayan tek şey halkın duyarlılığı…

Türkiye’de millet, Prof. Dr. Baş’la buluştuğu gün hem Türkiye hem de arayışta olan tüm ülkeler için çok şeyler değişecektir.

Murat Çabas

Yeni Mesaj Gazetesi
http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=11001067&tarih=2011-02-26


Eklenme tarihi: 14-03-2011