-Bu milletin 5 bin
yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir
-En hassas noktası
inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler; Ellerinden cumhuriyet kavramı
gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şey…
-Yokluk ve
yoksulluk, garibanlık milletimize kadermiş gibi yutturuldu
-Halk zarar
görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar. Halkı bu kadar
düşünüyorsanız, SEKA'yı kapatmasaydınız, TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank
dursaydı…
-BTP Lideri
Hüseyin Baş Yalova’da konuştu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş
Yalova’da partisinin Genişletilmiş İl Divan Toplantısına katıldı.
İl teşkilatıyla bir araya gelip parti faaliyetlerinin
değerlendirildiği toplantıda konuşan Hüseyin Baş sıcak gündeme dair dikkat
çekici değerlendirmelerde bulundu.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın konuşmasından öne çıkan
başlıklar şöyle;
“Türkiye’de
cumhuriyetle kavga eden bir anlayış hakim olmaya başladı”
“Türkiye bugünlerde yaşadığını belki de Cumhuriyet
tarihinde hiç yaşamadı. Çünkü geçmişte Türkiye'de yaşanan bütün arızalar, öyle
veya böyle cumhuriyeti ayakta tutmak için yaşanan arızalardı. Şu anda tam
tersini yaşıyoruz. Bugün insanların yediği baskı, cumhuriyete uyum sağlasınlar
diye değil. Bugün insanların özgürlüklerinden, hürriyetlerinden endişe etme sebebi,
devlete karşı bir suç işlemiş olduklarından dolayı değil. Şimdi baktığınızda
adeta cumhuriyetle kavga eden bir anlayışın Türkiye'de hâkim olmaya çalıştığını
gözlemliyoruz.
“En hassas noktası
inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler: Ellerinden cumhuriyet kavramı
gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri”
Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım
cumhuriyettir. Çünkü elinizde cumhuriyet var. Geri kalan bütün kazanımları
tekrar kazanabilirsiniz. Yitirir, yeniden elde edebilirsiniz. Ancak elinizde
cumhuriyet, milletin iradesi, halkın gücü kalmazsa geçmişte elde ettiğimiz
hiçbir şeyin de bir değeri olmaz. Bu hayatı ne için yaşıyor olursanız olun,
örnek verelim en hassas olunan noktalardan biri dini için bütün hayatını
yaşayan ve en hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler:
Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri.

“Yokluk ve
yoksulluk, garibanlık milletimize kadermiş gibi yutturuldu”
Cumhuriyet sahip olduğumuz her şeyin garantörü. O yüzden
çok ilginç bir süreçten geçiyoruz. Peki, bu noktaya nasıl geldik diye dönüp
bakacak olursak değerli arkadaşlar; sadece son 25 yıldır değil, belki de 50
yıldır yoklukla imtihan edilen, açlıkla sınanan bir millet hâline getirildik.
Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize öyle bir kadermiş gibi yutturuldu
ki şu anda sizlere sorsam veya hep birlikte çıkıp sokakta anket yapsak, bu
ülkede bir emekli 100 bin lira maaş alabilir mi? Yani bir şey olsa, ne bileyim,
gökten bir fil düşse olur mu? Evet, der... Mesela gökten bir fil bu masanın
üstüne düşecek... Olabilir mi? Evet, olabilir deriz.
Bir emekli 100 bin lira alabilir mi desek, "Yok
canım, mümkün değil." deriz. Yani o garibanlık kaderine öyle bir ikna
edilmişiz ki… Ya da bir işçi tek başına bir maaşla dört tane evladı olsa,
onları okutur, büyütür, evlendirir. Hatta çocuklar işini gücünü oturtana kadar
ceplerine harçlık koymaya devam eder desek, hanginiz inanır buna? Hiç kimse
inanmaz. Çünkü garibanlık bu toplumun kodlarına işlendi. Şimdi bu garibanlık psikolojisi,
bizim millet olarak düştüğümüz yerden kalkacağımıza olan inancımızı yok etti.
Türkiye, önündeki ekonomik meselelerini çözmediği müddetçe başka hiçbir
meseleyi çözme imkân ve kabiliyetine sahip olamayacaktır.
“Mevcut ekonomik
meseleleri kim çözer?”
Bugün Türkiye'de siyasete baktığınız zaman, mevcut
ekonomik meseleleri kim çözer sorusunun cevabı gerçekten yok. Zaten bir emekli
100 bin lira alabilir mi diye sorduğumda kimsenin inanmamasının sebebi nedir?
Onu sağlayabilecek bir siyasi iradenin Türkiye'de olmadığına inandığından
dolayıdır. Yani hiç kimse demiyor ki, ‘Ya bu iktidar devam etsin, şunu da
halledince bana bu parayı verecek’ veya ‘Bu iktidar gitsin, ana muhalefet
gelsin. Onlar geldiği zaman biz bu paraları kazanabiliriz.’ demiyor. Kimsenin
böyle bir inancı yok.
“Rusya ve Çin
Milli Ekonomi Modeli ile değişti”
Biz, bir kere diğer bütün siyasi partilerden, bütün fikir
hareketlerinden farklı olarak bir ekonomik modele sahip siyasi bir oluşumuz.
Bağımsız Türkiye Partisi'nin ekonomik fikirlerini ve parti programının temelini
oluşturan şey Millî Ekonomi Modeli'dir. Nedir bu Millî Ekonomi Modeli dediğiniz
zaman, bugün dünyada Amerikan hegemonyasına, Amerikan tek kutbuna karşı
başkaldırabilmiş, kendi ekonomileri Amerika ekonomisini dahi geçebilecek
noktaya hızla ilerleyen ülkelerin kullandığı modeldir. Mesela bu modeli biz
2013 tarihinde merhum liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte Rusya'nın
meclisinde anlattık. Haydar Baş bu
modeli Rusya'nın meclisinde anlattı. Kime? Rus bilim insanlarına, Rus akademi
öğrencilerine ve Rus siyasetçilerine. Rusya, o tarihlerden daha öncesinden beri
süregelen şekilde bugüne kadar Millî Ekonomi Modeli'ni uygulamış bir devlet ve
bugün Amerika'yla çatışabilen dünyadaki ender devletlerden biri. Yine
bakıyoruz; Çin şu anda Amerika'nın en büyük derdi. Çin'in bu gidişatı bu hızla
devam ettikçe Amerika şunu görüyor ki;
dünya artık benim çiftliğim olmayacak! Peki Çin nasıl bu noktaya geldi
dersek, Çin de Millî Ekonomi Modeli'ni uygulayarak bu noktaya geldi. Yani
buradan şu sonuç çıkıyor: Bizim elimizde Bağımsız Türkiye Partisi olarak öyle
bir model var ki dünyada hiçbir siyasi partinin böyle bir kabiliyeti ve imkânı
yok arkadaşlar. Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı Millî Ekonomi
Modeli. BTP'nin parti programı, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen
ekonomistler tarafından dünyanın kurtuluş reçetesi olarak ortaya konuyor. Şimdi
siz bana lütfen şunu söyleyin: Türkiye'deki herhangi bir siyasi partinin, buna
iktidar partisi de dâhil, parti programındaki bir cümleyi dünyanın herhangi bir
yerinden herhangi bir konudaki akademisyen çıkıp, ‘Bu cümle doğrudur’ desin.

“Tavuk
şirketlerine kayyum atıyorlar….”
Şimdi halk zarar görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum
atıyorlar. Yaa halkı bu kadar düşünüyordunuz madem, SEKA'yı kapatmasaydınız,
TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank dursaydı, şeker fabrikaları elimizde dursaydı,
limanlar bizde olsaydı, altın madenleri özelleştirilmeseydi. Bu halkın en çok
tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi tavuğu çok sevmesi değil. Halkı bu kadar
düşünmenize gerek yok. En çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi cebinde para olmayışı.
Sözde halkı düşünüyorlar ama halkın kârına ne varsa elden gitti. Dolayısıyla bu
ekonomik tablonun, bu tutarsız tablonun bir iktidar değişimiyle düzeleceğini
düşünürseniz orada da yanılırsınız arkadaşlar. Bu ekonomik tablonun
düzelebileceği tek yol Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır.”