-Devletin sahibi
millettir
-Türkiye’de
ekonomi dengesini kaybetmiş durumda
-Kriz dediğimiz
bir yıl, belki iki yıl, en fazla üç yıl sürsün diyelim. Türkiye belki de on
yıldır derin bir krizin içerisinde
-Devlet piyasaya
yatırımcı ve vatandaş lehine müdahil olmalı
-Millî Ekonomi
Modeli, mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya
koymaktadır"
-BTP lideri
Hüseyin Baş Bursa’da RUMELİSİAD'ı ziyaret etti
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş
parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları
Derneği RUMELİSİAD'ı ziyaret etti.
Başkan Murat Evke tarafından karşılanan BTP lideri önce
RUMELİSİAD’ın Rumeli Parkı’nı gezdi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş parkta,
Balkanlar’daki Türk-İslam ve Osmanlı eserlerinin minyatürlerini inceledi.
"Türkiye
aslında bir Balkan ülkesidir"
Daha sonra görüşmeye geçildi. BTP lideri Hüseyin Baş,
"Türkiye aslında bir Balkan ülkesidir. Biz ne tam anlamıyla bir Avrupa
ülkesiyiz ne de bir Ortadoğu ülkesi. Müziğiyle, kültürüyle, mimarisiyle,
sanatıyla ve insan yaşayış biçimiyle yoğun bir Balkan esintisi
taşımaktayız" derken RUMELİSİAD Başkanı Evke, "Toplamda 60 bin
çalışanı istihdam eden ve yıllık ticaret hacmi 2,5 milyar doları bulan, 330
üyeden oluşan bir derneğiz. Bünyemizde sanayiciler, inşaatçılar, tekstilciler,
mobilyacılar ve daha birçok sektörden temsilciler bulunmaktadır. Toplam 36
farklı sektörde hizmet veren üyelerimiz vardır. Balkanlara yönelik hissiyatımız
yalnızca ekonomik değildir; kültürel boyutu da vardır. Ekonomik ve kültürel
ilişkilerin geliştirilmesi hususunda Balkanlarla ciddi temas hâlindeyiz"
ifadelerini kullandı.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş RUMELİSİAD ziyaretinde şu
yaptığı değerlendirme şöyle;
"Devlet
dediğiniz millettir"
"Devleti toplum olarak tanımlarım. Türkiye’de bu
anlayış son yıllarda biraz farklılaşmıştır. Devlet ve millet ayrı kavramlarmış,
devlet milletin sahibiymiş gibi bir yönetim ve işleyiş anlayışı ortaya
çıkmıştır. Ben buna bütünüyle karşıyım. Çünkü devlet dediğiniz millettir ve
devletin sahibi de millettir. Şeyh Edebali’nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'
düsturu da bunun bir başka ispatıdır. Velhasıl, biz de bu köprüyü görmek adına
bir siyasi yolculuk yapıyoruz.
"Ekonomi
dengesini kaybetmiş durumdadır"
Piyasada mali açıdan ciddi bir zorluk ve problem
bulunmaktadır. Üstelik bu sorun çözülememektedir. Normal şartlarda kriz
dediğimiz süreç bir yıl, belki iki yıl sürer; en fazla üç yıl sürsün diyelim
ancak Türkiye belki de on yıldır derin bir krizin içerisindedir. Son bir ya da
bir buçuk yıldır dövizin ciddi şekilde baskılanmış olması da ihracat açısından
rekabeti zorlaştıran bir unsur hâline gelmiştir. Dövizi serbest bıraksanız bu
kez ithalata dayalı iç piyasa ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacaktır.
Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır. Hiç kimse aldığı maaştan memnun
değildir. Hatta bırakın maaşı; ailenizle bir yemeğe gitseniz gelen hesap sizi
şaşırtıyor. Hesabı ödeyen 'Bu kadar para mı ödenir?' diyor. İşletmeci ise
parayı alırken 'Bu parayla para kazanamıyoruz.' diyor. Bu durum mobilya
sektöründe de böyledir, diğer sektörlerde de.

"Millî
Ekonomi Modeli, mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya
koymaktadır"
Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2004 yılında kaleme
aldığı Millî Ekonomi Modeli, dünyadaki mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir
perspektif ortaya koymaktadır. Bu model üzerine 11 farklı uluslararası kongre
gerçekleştirilmiştir. Modelin temel farklılıklarından biri, dünyada hâkim para
birimi olan Amerikan doları yerine millî paralarla ticaret yapılmasını savunmasıdır.
Bugünlerde dünyada sıkça duyduğunuz bu fikir ilk kez Millî Ekonomi Modeli’nde
yer almıştır. Buna göre devletler ticaret yaparken Amerikan doları yerine kendi
millî para birimlerini kullanmalıdır. Nitekim Venezuela’da Nicolás Maduro’ya
yönelik girişimlerin temelinde, Çin ile Venezuela’nın kendi millî para
birimleriyle ticaret yapmasıydı. Bugün bu durum, Amerika Birleşik Devletleri’ni
ciddi şekilde rahatsız eden bir mesele hâline gelmiştir.
"Devlet
piyasaya yatırımcı ve vatandaş lehine müdahil olmalı"
Sanayi güçlenmeden ve yatırım yapılmadan bir ülkenin
kalkınması mümkün değildir. Türkiye’de yabancı yatırımcı beklenmektedir. Buna
itirazımız yok. Ancak yerli yatırımcı ülke dışına giderken yabancı yatırımcı
çekmeye çalışmak doğru değildir. Mısır’la ticaret yapan bir arkadaşım, 'Uçağa
biniyorum, herkes Türk tekstilci.' diyor. Tekstilciler Mısır’a gidiyor. Yarın
diğer sektörler de farklı ülkelere yönelebilir. İnsanlar Avrupa’ya, örneğin
Bulgaristan’a gidiyor. Bu durum değiştirilebilir. Bunun için devletin mutlak
surette ön ayak olması, teşvik etmesi ve yatırımcının önünü açması gerekir. Bu,
bugün teşvik olmadığı anlamına gelmez. Teşvikler vardır; ancak demek ki
yeterince tahrik edici değildir. Eğer yatırımcıyı veya iş insanını harekete
geçiremiyorsanız, verdiğiniz teşvik yeterince etkili değildir. Dolayısıyla
devletin piyasaya yatırımcı ve vatandaş lehine müdahil olduğu bir model
savunulmaktadır. Biz de parti olarak bunu destekliyoruz.
Ziyaretin sonunda BTP liderine Atatürk’ün, “Muhacirler,
kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdır” sözünün yer aldığı plaket ve
Balkanlardan göçü anlatan ‘Ölüm ve Sürgün’ kitapları hediye edildi.
BTP lideri ise RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke'ye Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli kitabını hediye etti.
