-Bizim ortak
paydamız, fikrimiz, rüyamız Bağımsız Türkiye idealidir
-Türkiye'nin en
büyük meselesi gençlik… Bir ülkenin gençliği umudunu kaybediyorsa, o ülkenin
geleceği tehlikededir
-İnsanlar artık
siyaset kurumuna güvenmiyor. Böyle bir demokrasi olmaz!
-Türkiye planlı
bir ekonomik buhranın içine sokulmuştur
-Türkiye kendi
senaryosunu yazmak zorundadır
-Türkiye'nin Milli
Ekonomi Modeli'ne ihtiyacı vardır
-BTP, üye sayısını
en çok artıran parti oldu
-BTP Lideri
Hüseyin Baş Afyon’da gençlik kampı kapanışın da konuştu
Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) bu yıl Afyon’da
yapılan ve 3 gün süren geleneksel Yaz Gençlik Kampı Genel Başkan Hüseyin Baş'ın
kapanış konuşmasıyla sona erdi.
Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 1.500 teşkilat
mensubu ve gencin katıldığı kampta eğitim seminerleri, teşkilat toplantıları,
meslek grubu çalışmaları, yarışmalar ve gençlik şöleni gerçekleştirildi.
Kapanış programında önce kamp boyunca yapılan
yarışmalarda ve eğitim programlarında dereceye girenlere tek tek ödülleri
verildi.
BTP İstanbul Gençlik kollarında görev yapan ve geçtiğimiz
günlerde Gençler Avrupa Motokros şampiyonu olan Hasan Hüseyin Baş’a özel ödülü
BTP lideri Hüseyin Baş verdi.
BTP lideri aynı zamanda yeğeni olan şampiyon yarışçıyı
öperek kutladı.
Daha sonra kampın kapanış konuşmasını yapan Hüseyin Baş gençlik kamplarının 25 yıllık bir BTP geleneği olduğunu ifade ederek, şu ifadeleri kullandı.
"Bizim ortak paydamız; Bağımsız Türkiye idealidir"
Üç gün boyunca aynı sofrayı paylaştık, aynı havayı teneffüs ettik, aynı idealleri konuştuk, aynı heyecanı yaşadık. Burada bir kez daha gördük ki bizi bir araya getiren çok güçlü bir ortak paydamız var. Bizim ortak paydamız; Bağımsız Türkiye idealidir. Bizim ortak paydamız; bu millete hizmet etme aşkıdır. Bizim ortak paydamız; daha güçlü, daha adil, daha müreffeh bir Türkiye hayalidir.
Bizim bir hayalimiz var; hayalimiz Mustafa Kemal’in hayalidir, hayalimiz Prof. Dr. Haydar Baş’ın hayalidir. Bu hayal ekonomiden dış politikaya, spordan eğitime her alanda gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye hayalidir.
"Bu kamplar yarının kadrolarının yetiştiği bir mekteptir"
Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir. Burada dostluklar kurulur, kardeşlikler güçlenir, fikirler üretilir, Türkiye'nin meseleleri konuşulur ve gelecek planlanır. Bir gün bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak insanların birbirini tanıdığı ve birlikte yol yürümeyi öğrendiği bir mekteptir burası.
"Bir ülkenin gençliği umudunu kaybediyorsa, o ülkenin geleceği tehlikededir"
Bugün Türkiye'nin en büyük meselesi gençlik meselesidir. Çünkü bir ülkenin geleceği gençlerine verdiği değer kadar güçlüdür. Peki bugün Türk gençliği ne hissediyor? Kaygılı, endişeli… Geleceğinden emin değil. Üniversiteyi bitiriyor, iş bulamıyor. Çalışıyor, geçinemiyor. Evlenmek istiyor, yuva kuramıyor. Hayal kurmak istiyor, ekonomik gerçekler buna izin vermiyor. En acısı da şu;
Bu ülkenin gençleri artık "Nasıl daha iyi bir Türkiye kurarız?" sorusunu değil, "Bu ülkeden nasıl giderim?" sorusunu konuşuyor. Bir ülke için bundan daha büyük bir alarm olabilir mi?
Bir ülkenin gençliği umudunu kaybediyorsa, o ülkenin geleceği tehlikededir. İşte bizim bütün mücadelemiz bunun içindir. Gençler bu ülkeyi terk etmesin diye… Hayallerini başka ülkelerde değil, kendi vatanlarında kursunlar diye… Bu topraklara yeniden umut gelsin diye mücadele ediyoruz.

"Böyle bir
demokrasi olmaz!"
İnsanlar artık siyaset kurumuna güvenmiyor.
Milletvekilleri partiler arasında dolaşıyor. Belediye başkanları seçildikleri
partiden baskıyla, tehditle iktidar partisine geçmek zorunda kalıyor. Partiler
dışarıdan müdahalelerle bölünüyor, seçilmiş yöneticiler tartışmalı kararlarla
yerinden ediliyor, görevi iktidarı iktidarda tutmak olanlar yeniden ve sözde
yeni umut olarak koltuk sahibi yapılıyor.
Böyle bir demokrasi olmaz!
"Bizim
fikrimiz de, rüyamız da sadece ve sadece bağımsız Türkiye!"
Türkiye’de ne yazık ki iktidar ayrı, muhalefet ayrı
görünse de millet artık kimin neyi temsil ettiğini anlayamıyor. Şu açıktır
iktidar da muhalefet de aynı yerden kurgulanıyor! Siyaset çözüm üretmeyi
bıraktı. Siyaset milletin derdiyle dertlenmeyi bıraktı. Siyaset büyük hedefler
ortaya koymayı bıraktı.
İşte bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi'nin önemi daha
da artıyor. Biz makam için kurulmuş bir hareket değiliz. Biz günü kurtarmak
için kurulmuş bir parti değiliz. Biz bir dava hareketiyiz. Biz kuvayi milliye
ruhuyla yola çıkmış Türkiye sevdalılarıyız.
Bizim zikrimiz de, fikrimiz de, rüyamız da Türkiye, sadece ve sadece
bağımsız Türkiye! Biz bu milletin yeniden ayağa kalkmasının adresiyiz.
"Türkiye
planlı bir ekonomik buhranın içine sokulmuştur"
Bu ülke tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik
krizin içinde. Ancak buna bir kriz demek doğru değildir. Türkiye bilerek,
isteyerek, planlı, ustaca organize edilmiş bir ekonomik buhranın içine
sokulmuştur. Eğer cumhuriyetimizim kazanımı olan fabrikalarımız yok pahasına
satılmasaydı, eğer madenlerimiz yabancıya yandaşa peşkeş çekilmeseydi, eğer
hazine garantili projelerle kaynaklar belli çevrelere akıtılmasaydı, ülke faiz
batağına saplanmasaydı elbette bugün yaşadığımız sıkıntıları yaşamayacaktık.
Tüm bunlar bilinçli bir şekilde yapıldı, Avrupa Birliği istedi diye yapıldı,
ABD istedi diye yapıldı. Neden ? Çünkü Türk milleti geçim derdiyle esir alınmak
istendi ve başardılar.
Çünkü Türk milleti günlük sıkıntılardan başımız kaldırıp
etrafına bakamasın ‘neler oluyor.2 diye sorgulamaya fırsat bulamasın istendi ve
bunu başardılar.
"Türkiye'nin
Milli Ekonomi Modeli'ne ihtiyacı vardır"
Gelinen noktada Türkiye'nin köklü bir değişime ihtiyacı
vardır. Türkiye'nin Milli Ekonomi Modeli'ne ihtiyacı vardır. Çünkü Milli
Ekonomi Modeli yalnızca bir ekonomi tezi değildir. Milli Ekonomi Modeli, insanı
merkeze alan bir kalkınma modelidir. Milli Ekonomi Modeli, paylaşımın, üretimin
ve sosyal devletin adıdır. Prof. Dr. Haydar Baş’ın dünyaya kabul ettirdiği
Milli Ekonomi Modeli bağımsızlığın adıdır. Haydar Baş “ Milli Ekonomi Modeli ve
Milli paralarla ticaret” dedi ve dünya değişti.
ABD’nin ikinci dünya savaşından sonra kurduğu dolar
imparatorluğu işte bizim modelimizin “Milli paralarla ticaret” formülüyle yerle
bir oldu.
"Türkiye
kendi senaryosunu yazmak zorundadır"
Dünya yeni bir döneme girmiştir. Yeni bir düzen
kurulmaktadır. Ve bu yeni düzende güçlü olmayan ülkelerin yaşama şansı giderek
azalmaktadır. Böyle bir dönemde Türkiye'nin başkalarının senaryolarında figüran
olma lüksü yoktur. Türkiye kendi senaryosunu yazmak zorundadır.
Kendi ekonomisini kurmak zorundadır. Kendi dış
politikasını üretmek zorundadır.
Kendi savunmasını güçlendirmek zorundadır. Kendi
kaynaklarına sahip çıkmak zorundadır.
"BTP, üye
sayısını en çok artıran parti oldu"
Kapanış konuşmasının sonunda partinin üye çalışmalarına
da değinen Hüseyin Baş, Yargıtay verilerine göre BTP'nin son altı ayda üye
sayısını en fazla artıran siyasi parti olduğunu açıkladı.
Baş, "Bağımsız Türkiye Partisi üye sayısını yüzde
263,49 artırarak tüm partiler arasında en yüksek oransal büyümeyi
gerçekleştirdi. Üye sayımız 14 bin 450'den 52 bin 525'e yükseldi. Tüm
teşkilatlarımız büyük bir performans ortaya koydu ancak bu bize yetmez. Yeni hedefimiz 120 bin üye. Daha çok
çalışacağız, daha çok insana ulaşacağız ve Bağımsız Türkiye'yi hep birlikte
inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"İstikbal
Biziz… Biz Geleceğiz!"
Konuşmasını "İstikbal Biziz… Biz Geleceğiz!"
sözleriyle tamamlayan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kampın hazırlanmasında
emeği geçen tüm teşkilat mensuplarına teşekkür etti.