Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder
iktidarın tarım politikasını eleştirdi.
Hububat alım fiyatlarını eleştiren Önder, “Öyle bir fiyat
açıklıyorlar ki çiftçi eline para geçmek şöyle dursun, zarar ediyor. Böyle
olunca çiftçi üretimden vazgeçiyor, tarlalar boş kalıyor, insanlarımız köy
kahvelerinde işsiz güçsüz bekliyor. Siz ise yurt dışından tarım ürünü ithal
ediyorsunuz” dedi.
BTP Sözcüsü
Önder’in açıklaması şöyle:
“Hububat fiyatları açıklandı. "Halkımızı enflasyona
ezdirmeyeceğiz." diyen iktidar, çiftçiyi enflasyon karşısında adeta
ezdiriyor. Öyle bir fiyat açıklıyorlar ki üstelik bu fiyat taban fiyat değil,
fiilen tavan fiyat niteliği taşıyor. Çiftçi bir yıl boyunca emek verip ekip
biçiyor ancak eline para geçmek şöyle dursun, zarar ediyor. Böyle olunca çiftçi
üretimden vazgeçiyor, tarlalar boş kalıyor, insanlarımız köy kahvelerinde işsiz
güçsüz bekliyor. Siz ise yurt dışından tarım ürünü ithal ediyorsunuz, buğday
ithal ediyorsunuz. Üstelik buğday; üretmesi kolay, sulama gerektirmeyen ve
Anadolu'nun birçok bölgesinde yetişebilen temel bir üründür. Buna rağmen
buğdayın büyük bölümünü Rusya'dan ithal ediyor, milyarlarca dolar ödüyorsunuz.
“Yanlış
politikalar nedeniyle hem insan boşta kalıyor hem de tarlalar işlenmiyor”
Türkiye Cumhuriyeti, tarım ürünleri ithalatı nedeniyle
her yıl milyarlarca dolar harcıyor. Cari açığın önemli bir kısmını da bu
oluşturuyor. Yazık değil mi? Tarlanız var, o tarlayı ekecek insanınız var.
Ancak yanlış politikalar nedeniyle hem insan boşta kalıyor hem de tarlalar
işlenmiyor. Sonuçta tarım ürünü getirmek için döviz ödüyorsunuz. Bir taraftan
da ‘Dünya savaşı ihtimali var, İsrail her an bize saldırabilir’ diyerek kritik
bir dönemden geçtiğimizi söylüyorlar.
İşte BTP’nin
tarımla ilgili 4 kritik projesi
Rahmetli kurucu genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş’ın
çok anlamlı bir sözü vardır: "Silahsız savaşabilirsin ama buğdaysız
savaşamazsın. Tarım stratejik bir sektördür” Bu konuda çok net projeleri olan
tek siyasi parti Bağımsız Türkiye Partisi. Biz diyoruz ki; Öncelikle çiftçi
daha tohumunu toprağa atmadan, ürün bedelinin yarısını avans olarak cebine
koyacağız. İkinci olarak üretim maliyetlerini devlet karşılayacak. Çiftçinin
üretim giderlerini biz üstleneceğiz. Üçüncü olarak alım garantisi vereceğiz.
Çiftçi, ‘Ürünümü nereye satacağım?’ endişesi yaşamayacak. Yeter ki üretsin,
yeter ki kaliteli üretim yapsın. Devlet ürünün tamamını satın alacak ve alım
garantisi verecek. Dördüncü olarak don, sel ve benzeri doğal afetlerde
çiftçinin ürünü zarar görürse devlet tarafından ücretsiz sigortalanacak. Ürün
zarar görse bile devlet çiftçinin zararını karşılayacak.
“Biz zenginlere
değil, bu milletin üreten çiftçisine garanti vereceğiz”
Bazıları ‘Bunları nasıl yapacaksınız?’ diye soruyor.
Bugün yol yapan firmalara geçiş garantisi veriliyor, hastanelere hasta
garantisi, havalimanlarına yolcu garantisi veriliyor yani zenginlere para
kazanma garantisi sağlanıyor. Biz ise zenginlere değil, bu milletin üreten
çiftçisine garanti vereceğiz. Bu kadar mı zor? Hayır. Bunun için sadece bakış
açısının değişmesi gerekiyor.
“Çiftçiye
yıllardır ‘Ekmeyin’ deniliyor”
Bugün açıklanan fiyatlar çiftçiyi üretimden
uzaklaştırıyor. Üstelik belirlenen fiyatlar fiilen tavan fiyat işlevi görüyor.
Devlet en yüksek fiyatı belirlemiş oluyor ve çiftçi ürününü çoğu zaman bunun
altında satmak zorunda kalıyor. Çiftçiye yıllardır ‘Ekmeyin’ deniliyor. Oysa
bundan 20-25 yıl önce Türkiye, tarımda kendi kendine yeten sayılı ülkelerden
biriydi. Bugün ise tarımdan hayvancılığa kadar birçok alanda ithalat yapan bir
ülke hâline geldi. Bu kadar verimli toprakların bulunduğu, dört mevsimin
yaşandığı ve üretken insanların yaşadığı bir coğrafyada tarım ürünü ithal etmek
büyük bir başarısızlıktır. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Bağımsız Türkiye
Partisi iktidarında çiftçinin yüzü gülecek.”